3 Ocak 2012 Salı

Zaman Akıyor….

Ben günlük tutardım eskiden. Kaydedilmeyen şeyler unutuluyor. Ama bebiş olunca insan dün ne yaptığını unutuyor. Ehe ehe eehe diye bir gülmesi vardı Deniz’in mesela. Artık öyle gülmüyor. Yazdıkça, kaydettikçe sanki zamanı birazcık tutuyorum. Yanılsama tabi. Belki ilerde kızım okur diye düşünüyorum. Bazen dönüp eski yazılarımı okuyup, "nerden nereye bebek?" diyorum.

Merak ediyorum, o büyüyünce bunları okuyacak mı? Ne dü
şünecek. O zaman blog diye bir şey olacak mı? O zaman google olacak mı? Yirmi yıl sonrasını hayal etmek ne zor….

Deniz’in Yemek Güncesi

Yeni bir dönem başladı bizde. Meme dışında beslenmece diyebiliriz. Meme yine var iyi ki. Canım memeler. Ama başka tadlar da tadıyorum. Anne delisi sabahları gurme saati yaptı. Ne zaman yeni bişey deniyecek olsak saat 10-11 civarı deniyoruz. Genelde yeni tadları hemen kabul etmiyorum. Ölçüyorum biçiyorum. Meyveler hariç. Bu vitaminli şeyler ne güzel yahu. Elması olsun,üzümü olsun, armudu olsun, muzu olsun. Hiiiç itirazım yok. Ne zaman verirlerse yerim. Joker gibi bişey. Birkaç zamandır sebze çorbası veriyor. Fena değil. Biraz daha fırsat tanınırsa sevebilirim. Aslında eziyor ya sebzeleri o kısmından da acıcık yedim. Bilmiyorum. Annem sen büyü daha sana suşi yediricem diyor. Deli mi ne. Alooo bebeğim ben daha! Yedirmez heralde. Babamın babası, babama beyin yedirmiş hep küçükken, akıllı olmuş. Yok artık.

Ö
ğleden sonraları yoğurt yiyorum mecbur. Bol bol anne sütü içiyorum. Bu ara abarttım. Lıkır lıkır oh yea. Akşamları  ise günlük değişen meyve pürelerinden yiyorum.Baba da yedirmeye hevesli ama bu konuda pek başarılı değil.

Bu arada ayıptır söylemesi ama kakalarım de
ğişti. Artık çok daha az sayıda. İki günde bir filan. Hem de miktar daha yoğun. İlk başta annem ve babam ufak çapta panikler oldular ama doktor normaldir demiş. Duyan duymayan, katı gıdalara geçince bazı şeyler katılaşır ve de öyle günde üç dört kere yerine daha nadir yapılır. Gerçi fena olmadı. Ne zaman kaka yapsam annem sevinip beni yıkıyor. Aferim.

2 Ocak 2012 Pazartesi

Ali Baba'nın Çiftliği

Yemek fasıllarımızın favori şarkısı Ali Baba'nın Çiftliği. Bizim çiftliğe yeni hayvanlar geldi, arı, yılan, kurbağa, tavşan ve sincap gibi...

Listemiz sırasıyla
şöyle:

Horoz - üüürürüü
Tavuk - gıtgıtdıdak
Kedi - mavv, miyyv, miyav
köpek - hav how, vorf
at - nihhaahhaha
e
şek - ai ai
inek - mööö
kuzu - meeee
ördek - vakvak
ku
şlar - cikcik
kurba
ğa - vrak, ku vak vak vak
arı - vızzz
yılan - tısss
tav
şan - fırk fırk.. dişle.
sincap - cık cık cık
aslan - roaaarrrhh

Aklınıza gelen ba
şka hayvan varsa, çifliğe bekleriz...

Denizden Önce Denizden Sonra

Akşama kadar işin yetişmesi çocukla zor. Ama dürüst olmak gerekirse ben çocuktan önce de her şeyi dört dörtlük yapan bir süper kadın değildim. Tipik bir öncelikçi olarak, yapılması gereken şeyleri yapılacaklar listesine ekler, önem sırasına dizer, o sırada yapardım. Benim Deniz'den önce de birinci önceliğim hiç bir gün yemek yapmak, evi toplamak ya da temizlik yapmak olmadı. Çamaşırı her zaman yıkarım, işten saymam. Keyfim yerindeyse güzel yemek yapmayı severim, iki tencere zeytinyağlı dolma bile sararım. Ama gündelik koşuşturma içinde muhteşem sofralar donattığım nadirdir. Genelde sevgiliyle mutfağa girip, birimiz bulaşık mak. yerleştirirken diğerimiz ızgara tavuk kanadı, köfte, salata bazen çorba vs gibi yemeklere dalardık. Canımız istemezse  dışardan söylerdik. Temizliğe haftada bir yapardık,kirleten yok nasıl olsa. Alışveriş desen, eskiden beri favori uğraşım olmamıştır. Bir ayakkabı almam gerekiyorsa işte mecburen dolaşıp alma şeklinde. Sevgili de öyle. Kıçımızda paralanmadan kot alamayanlardanız biz. Ancak... gezme tozma dedin mi başka. Gayet de gezerdik. Hop orda, hop burda.Aklımıza essin yeterdi. Bazen arkadaşlar. Bazen tavla geceleri.Mutlaka güzel film. Hep uyuduğum J. Kitaplar, kitaplar.Kitabevine gidip (Ankara'da Dost Kitabevi...) kitap seçmece, eve gelip heyecanla okumaca. (Bazen çok özlüyorum o zamanları. Kızımı dünyalara değişmem ama... O zamanlar da ayrı güzeldi. )

Deniz'den sonra, öncelikler şöyle değişti.

Önce Deniz.

Deniz ile ilgilenilecek. Deniz'in yemeği hazır olacak, taze pişecek. Deniz yedirilecek. Emzirilecek. Uyutulacak. En önemlisi Deniz ile birebir oynanacak ve konuşulacak. Yani Deniz sandalyede otururken mutfakta bulaşıkları yerleştirip bir yandan onunla konuştuğum olmuştur ama o sayılmaz. illa birebir de oynanacak. Deniz yıkanacak.

Hala vaktim varsa, kitabımı okuma. Sabah kahvesi çok lüks kaçtı. Bazen Deniz öğleden sonra uyurken kahve içtiğim oldu ama bir iki kere en fazla.
Alışveriş tamamen internetten.

Temizlik düzene girdi belli günlerde. Ama Deniz rahatsız olmasın diye haftaiçi süpürme, toz alma, silme. (Sadece Deniz'in gezdiği yerleri)

Yemekler Deniz için. Bizim yemekler öylesine bigün bana bigün sevgiliye teslim. Eğer güzel bir gündeysek Deniz ile zeytinyağlı yaptığımız, yemekler pişirdiğimiz oldu ama ek gıdadan sonra çok azaldı.

Okuma bir ara çok iyiydi. Emzirme uzundu, emzirirken iyi okudum. Akşamları okudum. Her fırsatta okudum. Okuma konusunda duraklayarak okumayı öğrendim yalnız. Benim tarzım günde on sayfa değil, başla bitir şeklindeydi genelde. Şimdi dura dura, fırsatlarda okumayı ve buna rağmen konsantre olmayı öğrendim.

Gezme tozmamız çok azaldı. Biz sevgiliyle genelde merkeze yakın olalım, yürüyelim türü bir hayata yakındık. Oysa yavru olduktan sonra arabasız bu işler çok zorlaşmaya başladı. Emzirme bizi biraz engelledi. İnsan çıkalım diyor ama bazen değer mi diye düşünüyorsun. Ev gezmelerine gittik biz Deniz ile çok keyif aldık ama sevgiliyle başbaşa gezme filan hayal. Deniz ile gezmek şu anda daha keyifli hale geldi. Hem memeden bağımsızlaştı, hem de çevreyi incelemeye doymuyor. Sanırım daha bir cadde zamanlarımız geldi.

Tabi burada ciddi bir faktör var. Sevgili de benim kadar Deniz ile ilgilendi hep. Altını açması, yedirmesi, içirmesi uyutması.  İki günde bir yalnız olsam da  geri kalan günlerde Deniz uyuyana kadar iş bölümü çok işimize yaradı.

Özetle...
Deniz'den sonra...

İyi gidenler:
· çamaşır, bulaşık.
· okumak
· blog
· temizlik (görece)

kötü gidenler
· yemek
· gezmek tozmak
· alışveriş
· spor
· keyif kahvesi, çayı ya da neyse işte...

Buradan Canım’a bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Anneme de... O beni görüyordur yukarılardan biyerlerden
L Çocuk büyütmek kolay bir iş değil. Anne olunca insana bir güç, bir motivasyon geliyor o kesin. Ama sevecen ve becerikli eller bazen on dakikalığına aldıklarında yavruyu insan güç topluyor, dinleniyor. Sadece uyumak için de değil. Nasıl desem, hadi sen kitabını okumaya bak gibi. Suçlu hissetmeden keyif alacağın şeye fırsat verilmesi gibi. Annelere destek olun abiler, ablalar. Anneler yorulmasın, keyif de yapabilsinler. Şu anda şu yazıyı yazıyorsam, babası Denizle oyun oynadığından...
Allah bütün annelere destek kuvvet göndersin, güç, sabır ve enerji ve en önemlisi sağlıklı ve geceleri güzel uyuyan yavrular versin.

Mutlu Aşk Yoktur, Peki Mutlu Anne?

Mutlu Aşk vardır.

Ancak, Julian Barnes'ın da dedi
ği gibi, aşk mutluluğun sebebi değildir. Aşk aşktır. Bazen mutlusu, bazen mutsuzu vardır. Bu aşkın suçu değildir. Kişilerin suçu bile olmayabilir. Siz mutlu aşk arayın, belki bulursunuz. "Mutlu aşk yoktur"a inanırsanız, yoktur. Neye inanırsanız o.

Nerden geldim buraya? Bir arkada
şımın dediği bir söz var. "Anne dediğin mutsuz, telaşlı, sürekli panik halde koşturacak kardeşim. Saçını süpürge edecek, fedakar ana olacak. " Hatta biraz abartırsak, yoğurdu kendi mayalamayana, iki günde bir yıkanan çamaşırları ütülemeyen kadına anne bile denmez. Napıyorsun ki bütün gün evde? Bu genel anne algımızmış bizim. Eğer telaşe içinde ordan oraya koşturmuyor ve sürekli endişe etmiyorsan bir arıza var sende. Mutlu, geniş, dinlenmiş ve rahat anneleri fena halde kınıyoruz. Farkında olmadan bazen. Kendi annesi, arkadaşım geniş ve rahat olmaya çalıştıkça fena halde içerleyip, bunu durmadan telaşe memuresine dönüştürecek şekilde hareket ediyormuş. Bir kendinizi sorgulayın. Ben izlerini kendimde gördüm. Ve bundan cidden rahatsız oldum. Bu benim kişiliğimde yok. Ne panik, ne telaşlı bir insanım. Gerçi hala değilim de durduk yerde saçma sapan bir sürü şeyden kendimi suçlu hissettiğimi farkettim.

Dü
şündüm de, ben zaten mükemmel anne olmak istemiyorum. Çocuğunu en iyi yediren, en iyi uyutan, onunla en güzel oynayıp, her işi şıppadanak hallederken, akşam yemeğini de ocağa atıveren filan. Ben mutlu anne olmak istiyorum. Huzurlu, neşeli anne olmak istiyorum. (Bu arada işleri kim yapacak derseniz bilemiycem. Olduğu kadar.) Arada bir hazır gıda vermek dünyanın sonu değil.

Mutluluk aslında tercih meselesi.

Tamamen aynı ko
şullar içinde mutlu ya da mutsuz olmayı tercih edebilirsiniz. Aynı maaşı alıp bolluk içinde, ya da kıtlık içinde yaşayabilirsiniz. Her şey algıda bitiyor.

Beslenme günleri, ek gıda günleri

Sadece anne sütü içilen günler, ne güzel günlermiş :) Ek gıdaya geçince insan bir sürü yeni kavramla tanışmak durumunda kalıyor. Bizim 6. ay programımız şöyle.

Kahvaltı: (Genelde 8-9 civarı)

(Doktorun önerdi
ği)
1 tatlı ka
şığı labne peyniri
1 tatlı ka
şığı pekmez
1 çorba ka
şığı milupa bisküviliİki günde bir yumurta sarısının yarısı.

(Bizim yedi
ğimiz)
1 tatlı ka
şığı labne peyniri
1 tatlı ka
şığı pekmez
¼ yumurtanın sarısı
1 tatlı ka
şığı dövülmüş ceviz
1 çorba kaşığı ek gıda. O da tercihen 8 tahıllı olanlardan.

Tespitlerime göre Deniz çok fazla tuzlu sevmiyor.  Milupa 8 tahılllı Deniz’e iyi geldi.
İçinde aptamil(sütümsü) var, o nedenle ekstra süt koymak gerekmiyor. Bebe bisküvisi olsa sanırım ayrıca bir de süt koymak lazım. Ya aptamil ya da türevi bir şey alacaksın ya da sağacaksın. Ben milupa tercih ettim. Yalnız dikkat edilmesi gereken nokta su miktarı. Biz biraz fazla su koyuyoruz böylece tatlı tadı daha seyreltilmiş oluyor. Deniz o şekilde seviyor. Ben genelde hepsini karıştırıp veriyorum. Arada ayrı ayrı da veriyorum.

Ara Ö
ğün (Genelde 11 civarı)
(Doktorun söyledi
ği)
yok

(Bizim verdi
ğimiz)
Eline meyve: Muz,
şeftali, kayısı, karpuz. Artık ne denk geldiyse...Çok güzel kemiriyor,ama kontrollü J

Ö
ğle Yemeği
(Doktorun söyledi
ği)
Patlıcan ve bakla hariç her çe
şit sebze olabilir, sebze yemeği artı bir kaşık kıyma.

(Bizim verdi
ğimiz)
Ispanaklı,kerevizli,brokolili, patatesli, havuçlu çorba (kıymalı bazen) favorimiz.
Tarhana çorbası, (ilk kez bugün denedik, sevdi)
Kabak, patates, kıyma, domates, pirinç,irmik
Patatesli, havuçlu, mercimek çorba
Ye
şil fasulye, kıyma,

Biraz kombinasyon halinde. Biraz daha pütürlüye geçtik. Benim yakla
şımım şu. Her gün taze pişiriyorum. Buzluğa henüz koymuyorum, vaktim var. Ama eğer yolculuk, gezme gibi olağan üstü bir durum varsa hazır kavanoz maması verebilirim.Daha hiç yedirmedim.

Genelde kendi damak tadıma da uyacak
şekilde pişiriyorum. Biraz içgüdüsel. Ama yani zeytinyağlı pırasa , zeytinyağlı fasulye,  ıspanak , karnıbahar gibisi var mı... Mis misss.

Sebze sevmesini çok önemsiyorum. Zeytinya
ğlı yemek sevmeyen, hep et yemek isteyen çok fazla arkadaşım var. Sebze hem sağlıklı, hem çok lezzetli, kızım bundan mahrum kalsın istemiyorum. Bence yemiyorsa inatla her gün pişirip vermeli. İlla ki alışıyor. Biraz yorucu ve zahmetli ama bir ömür sebze sevecek çocuk yetiştiriyoruz, kolay mı:)

Ara Ö
ğün (5 civarı)
(Doktorun önerdi
ği)
Süta
ş baby mix

Bizim verdi
ğimiz
Milupanın devam sütünden mayaladı
ğım yoğurt

Ak
şam yemeği
(Doktorun önerdi
ği)

Ek besin

(Bizim verdi
ğimiz)
Ak
şama da muz,armut,ceviz ve pekmezli meyve püresi.
Bunların dışında zaten emzirme devam ediyor. Uyanınca süt, aralarda hep süt. Artık pek düzenli değil emzirmeler. Ama 6-7 kere emiyor günde en az. Biraz oyun da oynuyor. Arada gülüyor filan cimcime:P

Annelerimiz inek sütüyle pirinç mamaları yaparlamı
ş. O nedenle formül süt filan insana tuhaf geliyor. Her şeyin doğalı daha iyidir diye.

İşin aslı ben de bilmiyorum.

İşte böyle. Umarım doğru yapıyoruzdur.
Deniz  yiyor, ama aynı şekilde hareketli. Bugün yatmış, ayaklarını bisiklet çevirir gibi çeviriyor. Babası eve kocaman bir oyun alanı yaptı. İstediği noktaya karın üstüne sürünerek, dönerek, popoyu kaldıra kaldıra gidiyor. Tutunca yürür gibi adımlar atıyor. Pek güzel oturuyor. Keyfine diyecek yok. O mutlu ben daha mutlu.

Bu arada yeni besinleri her zaman gündüz ö
ğününde denemeyi de ihmal etmememiz gerekliymiş. Eğer dokunacaksa gündüz dokunsun bir çare bulunsun, gece kusmasın gibi bir mantığı varmış.

Deniz bu arada ka
şıkları elimden kapmaya devam ediyor. Sanırım yakında kendi yiyecek.
İşte böyle...

Kahvaltı Mevzusu

Doktordan çıktığımızda sevgili bana dönüp, söylediklerini iyice anladın di mi dedi. Gayet kendimden emin "anladım tabi, yazdı da zaten bak" diye gösterdim. Anlamış gibiydim. Oysa şimdi yeni beslenme düzeninde ikinci günümüz ve anlaşılan bazı şeyleri önceden tahmin etmek mümkün değil.Allahtan Birgül Ablamız var J

Kahvaltı menümüz
şu:
1 tatlı ka
şığ
ı labne peyniri
1 tatlı ka
şığı pekmez
¼ yumurtanın sarısı
1 çorba ka
şığ
ı ek gıda. O da tercihen 8 tahıllı olanlardan.

Ö
ğlene sebze çorbası yapıyorum. İçine istediğim her şeyi koyuyorum. Bir tutam ıspanak, havuç,maydanoz filan. Bakalım o nasıl gidecek.

Arada yoğurt var...

Akşama da muz, armut, ceviz ve pekmezli meyve püresi.

Zorlu bir süreç, daha sabırlı olmam lazım. Farkında olmadan yemek yedirirken şarkı söylüyorum. Bir kaç gündür ''Küçük kurbağa küçük kurbağa'' dilimizde.